İlk bavulumu aldım

Düşünüyorum, hakikaten ilk bavulum bu.

Şu zamana kadar bir sırt çantası ile dolaştım binlerce kilometreyi.

2003 yılında aldığım ve içine sadece laptop koymayı düşündüğüm Case Logic çantama neler sığmadı ki?

Aklıma gelenlerle hemen kısa bir liste yapayım;

  • Laptop ve bir o kadar ağır adaptörü
  • Yedek 1 pantolon, 2-3 tişört, iç çamaşırlar
  • Traş makinesi, parfüm ve deodorant
  • Diş fırçası, diş macunu, tırnak makası, jöle ve hatta el kremi
  • Cep telefonu şarjı, usb kablosu, taşınabilir sabit disk, kulaklık
  • Havuz için şort, bone ve gözlük (ne zaman havuza gideceğim belli olmuyor)

Gördüğünüz gibi aslında ben bir kaplumbağaydım.

Bansko’ya giderken evdeki hesap çarşıya uymadı tabi. Kayak için pantolon, kazak, mont, gözlük falan derken mecbur kaldım bir bavul almaya.

Essporto üyesi olduğum için %15 indirimden faydalanmak için soluğu Metrocity Boyner‘de aldım ve aşağıdaki ürünü beğendim.

Soldaki yeni çantam, sağdaki ise artık organlarımdan biri gibi olan cantam.

Soldaki yeni bavulum, sağdaki ise artık organlarımdan biri gibi olan cantam.

Ürünün tam modeli hakkında bilgim yok ama almayı düşünenler için ilk deneyimlerim şu şekilde;

  • İçi epey geniş
  • Teflon kumaşa sahip olduğu için kolay kirlenmiyor
  • Islanmaya karşı korumalı (denendi ve testten başarıyla geçti)
  • Takım elbise için özel bir bölüm var
  • Tekerlerle beraber taşıması epey kolay
  • Fiyat 190 TL.

Tek dezavantajı sanıyorum uçağın bagajına sığmıyor olması.

Bunu henüz denemedim ama Boyner’deki elemanın bana gösterdiği bir önceki çantanın boyutları daha küçüktü ve tanıtırken “el bagajı olarak kullanabiliyorsunuz, sığıyor” demişti.

Dizüstü bilgisayarı bu ürüne koymak gibi bir niyetim yok. Zarar görmesi muhtemel.

Sırt çantam, laptop’u gayet iyi koruyor.

Buradan da anlaşıldığı üzere, emektar sırt çantamdan ayrılmak yok.

, , , , ,

1 Comment

Eski Türkçe pop müziklerini download ettim!

Önceden Taksim‘deki belli bazı barlara gitmemin tek nedeni, eski türk pop müziklerini orijinal halleriyle dinleyebilmekti.

Şu sıralar, söz konusu mekanlar kendini biraz bozdu gibi. Geçenlerde bir site ile karşılaştım ve resmen interneti sömürüyorum şu anda.

Buraya tıklayarak siz de arşivinizi yapabilirsiniz.

Emeğe saygı derler ya :) aynen öyle. Kim yaptıysa bu arşivi, ellerine sağlık.

Ücretli Rapid hesabınızın olmasında fayda var. Şu anda yaklaşık 5 GB müzik arşivini indirmiş durumdayım ve rastgele şarkılar dinleyerek kendi listemi oluşturma durumundayım.

Maşallah, ne güzel şarkılar var…

5 Comments

Bansko Kayak Turu – Bulgaristan

Bolu – Kartalkaya’da başlayan kayak tutkum, yurt dışına kadar uzayarak beni de şaşırtmış durumda.

Bulgaristan, ülkemizdeki kayak tutkunları için gidilebilecek en iyi yerlerden biri. Bansko, Pomporova ve Borovets gidilmesi gereken şehirler arasında. İnternetten biraz araştırdığımda bu şehirler arasında en iyisinin Bansko olduğu söyleniyordu.

Bansko’ya tur ile gidebiliyorsunuz. Tur konusundaki yorumlarımı en sona sakladım.

Tur otobüsünden görüntüler

Tur otobüsünden görüntü

Oldukça heyecanlı çünkü :)

Gidiş için iki farklı vasıta seçeneğiniz var. Uçak ve otobüs. Uçak ile giderseniz önce Sofya’ya oradan da otobüs ile Bansko’ya gitmeniz gerekiyor. Uçak ile giderseniz, beklemeler ve otobüs ile  Bansko’ya ulaşım da dahil toplamda 7 saat yolda oluyorsunuz.

Benim gibi tamamen otobüsü tercih ederseniz  10 saat ve üstü bir yolculuk süreniz oluyor.

Sınırdan geçiş tam bir kabus

Sınırdan geçiş tam bir kabus

Özellikle sınırda işkence çekiyorsunuz. 200 metre yolda 4 kez araçtan inmeniz gerekiyor.

Otobüs ile ikinci kez yurt dışına çıkıyorum. İlkinde Nahçivan’a gitmiştik. Vize almak için konsolosun apartmanını bulup ziline basmak gerekiyordu. O da kapıdan vize veriyordu. Yani zor olmamıştı.

Bansko'da gördüğünüz her yerde otel var

Bansko'da gördüğünüz her yerde otel var

Ama bu sefer faciaydı. Bundan sonra başıma silah dayamaları gerekiyor otobüs ile yurt dışına götürmeleri için.

Sınırı geçtikten sonra yemek molası verdik. Üzerimde dolar var. Tek Leva yok. Turdaki arkadaşımdan aldım da karnımı doyurdum

:)

İnsanın parası ile rezil olması böyle bir şey sanırım.

Bu arada Edirne’den çıkınca yabancı memlekette olduğunuza inanamıyorsunuz. Bunu ne zaman fark ettiğimi sorarsanız hemen söyleyeyim; yol üstü lokantasını işleten iri Bulgar kadınına İngilizce olarak derdimi anlatmaya çalışırken “Türgca gonuş Türgcaağğ” demesi ile kendime geldim.

Kayak kiraladığımız yer

Kayak kiraladığımız yer

Öğle saatlerinde ulaştığımız Bansko’da Emerald Spa Hotel’de kaldım. Otelin web sitesinde yazanların yarısı yalan. O nedenle eğer Bansko’ya gidecekseniz en azından bir telefon açarak ne imkanların olduğunu öğrenin. Yorucu kayak sonrasında buhar banyosu iyi gelir diye düşünüyordum ama deneme şansım olmadı çünkü 3 senedir bu bölüm yapım aşamasındaymış.

Gelir gelmez otele yerleştikten hemen sonra kayak kıyafetlerimizi giyerek kayak kiralamaya gittik. Uygun fiyata (günlük 22 Leva) kiraladım diyebilirim. Pistlere giriş izni anlamına gelen ve Ski-Pass olarak adlandırılan geçiş kartlarının fiyatları da (günlük 50 Leva, yarım gün 35 Leva) normal sayılabilir.

Şehirde tüm yollar buz ama zincir takan bir araç bile görmedim.

Şehirde tüm yollar buz ama zincir takan bir araç bile görmedim.

Her geçen yıl çok daha fazla ziyaretçi alan bir yerleşim birimi olan Bansko’ya ilgi bu yıl epey büyüktü. Bunu nereden biliyorsun derseniz size 1 saate yakın beklediğim kuyruğu örnek verebilirim.

Bir zamanlar komünizmin uğradığı ülkelerdeki alışkanlıklar burada da mevcut. Yüzlerce kişi kuyrukta beklerken biletleri veren 3 çalışan öğle yemeği için gişeleri kapatabiliyor.

Gondol ile yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuktan sonra kayabileceğiniz ilk piste ulaşıyorsunuz.

Çok sayıda pist mevcut. Zorluk derecesine ve uzunluğuna göre ne ararsanız var. Lift’ler ise son derece gelişmiş. Yiyecek içecek de Türkiye’deki gibi pahalı değil ve seçenek çok fazla.

Sadece helal içecek ve yiyecek konusunda biraz sıkıntı çekiyorsunuz. Güzelim pizza dilimlerine öylece bakakalıyorsunuz ve tavuğa abanmaya devam ediyorsunuz.

Abur cubur için alışveriş yaptığım market. Fiyatlar süper ucuz tabi.

Abur cubur için alışveriş yaptığım market. Fiyatlar süper ucuz tabi.

Saat 16:30’a kadar olan kayak macerasından sonra gondol ile değil de epey uzun olan pistten kayarak inmeyi denedim. Çok yorucu oldu ama keyfi inanılmazdı.

Gondol ile 20 dakika gidilen bir uzaklığı kayarak indiğinizi düşünün.

Gelir gelmez hemen sıcak suyun altına giriyorum. Banyoda sıcak suyun bacaklarımla temas ettiği anda çıkardığım istem dışı sesleri duyanlar yanlış anlayabilirler ama yine de bu keyfi mutlaka yaşamak gerekiyor. Kayak, çok yorucu gibi görünmese de günün sonunda sizi pert edebiliyor.

Köşede bulunan büfelerden biri. Pizza da var, alkol de.

Köşede bulunan büfelerden biri. Pizza da var, alkol de.

Akşam yemeğini ilk gece otelde yedim. Sadece içecekler ücretli. Yemeklerin lezzeti fena değil ama çok seçenek yok ve esnaf lokantası tadında seçenekler var. Diğer günler dışarıda yedim.

Gece hayatı konusunda iki dönem var. Akşam yemeği ve sonrası. Akşam yemeği, “meyhana” adı verilen ülkemizdeki meyhane ile aynı anlama gelen ama bizdeki gibi berduşların ve eziklerin mekanı gibi değil de ailenle veya arkadaşlarınla gidip yemek yiyip eğlenebileceğin, canlı yerel müzikler dinleyebileceğin yerlerden bahsediyorum.

Her köşe başında görebileceğiniz meyhanelerden.

Her köşe başında görebileceğiniz meyhanelerden.

Yemekler gerçekten çok lezzetli ve fiyatları da çok uygun.  Çevirmeto olarak adlandırılan bildiğimiz kuzu çevirme, Bulgar salatası, peynir kızartması, üzerine de ballı çay

Sonrasında ise doyasıya yerel eserler ve eğlence.

Meyhaneden çıktıktan sonra geceyi bitirmemeye niyetliyseniz gece kulüplerine akabiliyorsunuz. En büyük kulüplerden Happy End’e gittim. Tamamen ahşaptan ve köy evlerini andıran dekorasyonla süslenmiş olan kulüpte bildiğimiz disko müzikleri var.

Bir sokak arası

Bir sokak arası

Eğer otele 9′dan önce gelmişseniz masaj yaptırmadan uyumamak lazım. 50 Leva karşılığında mükemmel bir aroma terapi mesajı yapıyorlar.

Sonrasında ise yorucu geçecek yarın için dinlenme vakti.

Bu şekilde geçen 4 gece ve 5 günün ardından otobüs yolculuğumuz epey eğlenceliydi. Tur rehberimiz kaçtı. Otobüsü sınırdan kendi imkanlarımızla geçirdik. Tur rehberliğimizi kendimiz yaptık.

Meyhane önünde ben

Meyhane önünde ben

Biraz zor oldu ama tura katılanların kaynaşması için ilaç gibi geldi. Çok sayıda arkadaş edindim ve keyifli sohbetlerde bulundum diyebilirim.

Özetle

Kışın Bansko’ya mutlaka gidin. Harcamayı seven biri olsanız da maksimum  500 Euro ile mükemmel bir kayak tatili yapabilirsiniz.

Gidin gitmesine ama sakın Miletos Turizm veya Gezimakinesi.com ile değil.

Diğer Fotoğraflar

Gece kulübünden

Gece kulübünden

Meyhanedeki menü, ansiklopedi gibi maşallah.

Meyhanedeki menü, ansiklopedi gibi maşallah.

Meyhane içi gayet hoş ve nezih

Meyhane içi gayet hoş ve nezih

Mutfakta feci bir disiplin var.

Mutfakta feci bir disiplin var.

Hatıra fotoğrafı çekiliyor. Yerel kıyafetli kız her yerde aynı pozu veriyor.

Hatıra fotoğrafı çekiliyor. Yerel kıyafetli kız her yerde aynı pozu veriyor.

Yerel müzikler eşliğinde harika danslar

Yerel müzikler eşliğinde harika danslar

Dansçı kız

Dansçı kız

Davullarla müthiş şov

Davullarla müthiş şov

İstinye Park'taki Malatya Pazarı benzeri bir sergi, mutfak önünde var.

İstinye Park'taki Malatya Pazarı benzeri bir sergi, mutfak önünde var.

Masaüstünde dans eden kız

Masaüstünde dans eden kız

Dansçı kızın tokmakçısı diyeceğim ama Ciguli benzeri adamlar her yerde var

Dansçı kızın tokmakçısı diyeceğim ama Ciguli benzeri adamlar her yerde var

Tazmanya canavarı gördüm kendimi.

Tazmanya canavarı gördüm kendimi.

Dansöz, en çok da Türkler'in olduğu masada durdu.

Dansöz, en çok da Türkler'in olduğu masada durdu.

Her yerde bulabileceğiniz ballı çay

Her yerde bulabileceğiniz ballı çay

Barda bulunan bilek güreşi standı. Tur rehberimiz ve ben.

Barda bulunan bilek güreşi standı. Tur rehberimiz ve ben.

Cuma gecesi hareketlenen gece kulübü

Cuma gecesi hareketlenen gece kulübü

Zirvede ben.

Zirvede ben.

Gondol sırası epey uzun olabiliyor.

Gondol sırası epey uzun olabiliyor.

Tepede öğle yemeği

Tepede öğle yemeği

En uzun pistin sonuna gelmişken

En uzun pistin sonuna gelmişken

Yüzünüzün bir kısmı soğuktan bir süre çalışmıyor

Yüzünüzün bir kısmı soğuktan bir süre çalışmıyor

Türk pizzacı ve bana hazırladığı muhteşem özel ve helal pizza.

Türk pizzacı ve bana hazırladığı muhteşem özel ve helal pizza.

Muhteşem dağ manzarası

Muhteşem dağ manzarası

Kayak sırasında şehir merkezine gitmek yerine oradan beslenmek en mantıklısı

Kayak sırasında şehir merkezine gitmek yerine oradan beslenmek en mantıklısı

Lift ile çıkış yaparken kendinizle başbaşa kalıyorsunuz

Lift ile çıkış yaparken kendinizle başbaşa kalıyorsunuz

Bir başka pistten muhteşem manzara

Bir başka pistten muhteşem manzara

Menüdeki ilginç resim

Menüdeki ilginç resim

Son gün kopan fırtına

Son gün kopan fırtına

Feci soğuk vardı

Feci soğuk vardı

Enerji gerekiyor :) Sıkı beslenmek lazım

Enerji gerekiyor :) Sıkı beslenmek lazım

Dünyanın dört bir yanından kayak tutkunları

Dünyanın dört bir yanından kayak tutkunları

Donmadan önce ben

Donmadan önce ben

12 Comments

Yeni parfümüm – Dolce & Gabbana The One

Uzun süre aynı parfümü kullanmıyorum.

Farklı kokuları denemeyi seviyorum. Son yurt dışı seyehatinden dönerken Duty Free’den aldığım yeni ürün Dolce & Gabbana The One oldu. Seyehatte tanıştığımız bir dostumuzun tavsiyesi üzerine aldım.

Dolce Gabbana The One

Dolce & Gabbana The One

Türkiye‘deki fiyatının yarısı neredeyse.

Fresh kokular artık deodorant gibi geliyor.

O nedenle Burberry ile başlayan değişim Dolce & Gabbana The One ile devam ediyor.

Tek sorunu, ürünün kalıcılık konusunda sıkıntısı var gibi.

Ürünün resmi sitesne buradan gidilebilir.

2 Comments

İzledim: The Boys Are Back (2009)

Dün gece izlediğim filmin künyesini paylaşayım;

Tür: Dram
Yönetmen: Scott Hicks
Oyuncular:  Clive Owen, Laura Fraser, Tommy Bastow, Booth, Natasha Little
Senaryo: Simon Carr
Müzik: Ian Neil
Süre:  1 saat 44 dakika

Görüntüler

02

03

04

İzlenimler

Evliliği, baba veya anne olmayı kabus olarak görenlerin canı bu filmde epey yanacak gibi görünüyor.

Yapım, evliliği ve ebeveyn olmayı pembe gözlüklerin arkasından değil de tüm gerçekliğiyle ortaya koymayı fazlasıyla başarmış.

Clive Owen, rolünün hakkını vermiş. Oyuncu, vurdu kırdı olmadan, sihire büyüye bulaşmadan filmin ikinci dakikasında “Noluyo lan burda” dedirtmeyi başarıyor.

Bir de öz eleştiri; ben baba olsaydım bunları yapar mıydım?

El cevap; fazlasıyla hem de.

01

Filmin web sitesine gitmek için burayı tıklayın.

, , ,

1 Comment

Ofise sığmaz olduk

Bir zamanlar 2 kişi, hem ev hem de ofis olarak kullanıyorduk.

Sonra 3. arkadaşımız da geldi. Sonra 4.

Sonra bir bayan arkadaşımız daha gelince anladık ki “burası office olur ama home olmaz artık”.

Berkin ile beraber terk ettik, yakınlarda bir yeri sadece uyumak için kiraladık. Aslında güzel ve kullanışlı bir ev ama biz sadece uyku hizmetinden faydalanabildik.

Ama olsun, ofisimiz artık daha kullanışlı olmuştu.

Hatta bir odasını toplantı için kullanıyorduk sadece.

Sonra 5. arkadaşımız da geldi. Ertesinde gelen 6. arkadaşımız ise ekibi ile beraber gelince, epey kalabalık olduk.

Bir zamanlar Berkin ve benim için hem ev hem de ofis olarak kullandığımız mekan, 10 küsür kişiye artık sığmaz oldu.

Toplantı için kullandığımız o boş odada şu anda 4 editör ve odanın yarısına kadar dolu elektronik cihaz var.

Bu ay taşınma planımız var.

Çok uzaklara gitmeyeceğiz ama bu sefer en az 30 kişinin çalışabileceği bir yere taşınmamız lazım.

Yer çok önemli, dua edin.

11 Comments

GBK – Gourmet Burger Kitchen – Kanyon

Daha önce Eco ile birlikte, samimi bir dostumuzla iş yemeği için görüştüğümüz bu mekandan epey memnun kaldım.

Kanyon’da bulunan bu mekanın adı GBK – Gourmet Burger Kitchen.

Mükemmel dana burgerleri var.

Benim seçimim Cheese’den yana oldu. İçinde çedar peyniri, yeşillik, mayonez ve relish bulunuyor. Isıtılmış, hatta hafif kızartılmış susamlı ekmeğin tadı da inanılmaz. Baharatı biraz eksik olabilir, öncesinde ağız tadınıza göre biraz ekleme yapmanızda fayda var.

Bu arada benden tavsiye; eğer feci acıkmışsanız, burger öncesinde Cheese & Berry seçeneğine de mutlaka bakın derim. İçinde pane keçi peyniri topları ve üzerinde de yabanmersini sosu var.

berry

Tam menü için buraya, sitelerine ulaşmak için de buraya tıklayabilirisiniz.

Sitesine baktığımda, paket menülerinin de olduğunu öğrendim ama rahat koltukları ve hoş bir ambiyansı olan bu mekanı ziyaret etmeniz, sizi ruhen de doyurabilir.

2001 yılında 3 Yeni Zellandalı tarafından kurulan şirket, İngiltere’nin En İyi Hamburgeri ödülünü aldıktan sonra 2005’te Clapham House Group tarafından satın alınmış. Şu anda İngiltere’de 43 şubesi bulunuyormuş ve Türkiye’deki ilk ve tek şube de 2008’de açılan Kanyon’daki restoranmış.

Epey kalorili bir menüsü var, o nedenle arada sırada gitmenizde fayda var.

2 Comments

İzledim: The Blind Side 2009

Az önce bitti film.

Adet olduğu üzere ilk önce künye.

The Blind Side (2009)

cover

Tür: Dram, Spor
Yönetmen: John Lee Hancock
Senaryo: John Lee Hancock
Müzik: Carter Burwell
Süre: 2 saat 8 dakika

Yorumlarım

Anlık bir seçim yaparak yorumları ve eleştirileri okumadan filmi izleyen birisi olarak filmin ilk dakikalarında, nasıl bir hikaye çıkacak diye merak ettim.

Konu; aile bağları.

Gün içerisinde o kadar sık söyleniyor ki bu kelimeler, söylenen dudaklarda taşıdığı değeri ifade edemiyor. Bu film, aile bağlarının ne demek olduğunu çok ama çok iyi anlatıyor.

Leigh Anne rolündeki Sandra Bullock ve S.J rolündeki ufaklık Jae Head‘in oyunculuğu göz dolduruyor. Michael Oher rolündeki iri oyuncu Quinton Aaron ise hayatının rolünü oynamış gibi görünüyor.

Filmin en güzel tarafı, yokluk içinde olduğunu düşünenlerin sahip olduklarının değerini bilmediğini ve  varlık içinde yaşayanların nelerinin eksik olduğunu mükemmel bir şekilde ortaya koyabiliyor olması.

Ailenizle izleyeceğiniz, güzel filmlerden biri.

Filmin resmi sitesine gitmek için buraya tıklayabilirsiniz.

No Comments

Türkiye’de internetin anahtar kelimeleri

Az önce bir şekilde Mynet’in sitesine girdim ve videolar sayfasına geçtim.

Gözüm, etiketlere ilişti.

Ekran görüntüsünü sizlerle de paylaşıyorum;

etiket

Kelimeler çok ilginç gerçekten de. Ama bir doğrunun da belgesi.

Bunu eleştirmenin de anlamı yok aslında. İnternet, ihtiyacınızı karşılamak için size sunulan farklı bir yol, yeni medya.

Bu anahtar kelimeler, en çok aranan içerikler nedeniyle bir araya gelmiş durumda.

O nedenle interneti eleştirmek yerine, internetten ne beklediğimizi eleştirmek gerekiyor, onun da sonu yok.

3 Comments

Kutsal Damacana 2 – İtmen

Bugün, yakın arkadaşım Erhan ile birlikte Beyoğlu AFM gibi iğrenç bir yerde izledim filmi.

Sinema salonunun iğrençliğine rağmen çok keyif aldım.

Öncelikle filmin künyesini sizlerle paylaşayım.

Tür: Komedi (Korku dediğine bakmayın)
Yönetmen: Korhan Bozkurt
Senaryo: Şafak Sezer,  Kaan Ertem,  Soner Günday,  Suat Özkan
Yapımcı: Şenol Zencir,  Selin Altınel
Müzik: övünç Danacıoğlu
Süre: 1 saat 38 dk

Filmden Kareler

01

02

03

04

05

06

Film Hakkındaki Yorumlarım

Serinin ilk filminde gerçekten çok eğlenmiştim. Komedi filmlerindeki en büyük silahlardan biri olan küfür, filmde çok başarılı kullanmış. Yerinde ve doğru şive ile küfretmek de bir sanatmış, bunu da filmden öğrenmiş olduk.

Şafak Sezer’in varoş ortamlarında çırpınan maceracı adam tiplemesi gerçekten çok başarılı. Etrafınızda böyle bir adamın bulunduğuna film izlerken siz de şahit olacaksınız.

Uygun bir zamanda, gülmek ve bol kahkaha atmak için samimi arkadaş grupları ile izlenecek harika bir film.

15 Comments